İklim değişikliği nedeniyle artan sıcaklıklar, dünyanın birçok bölgesinde fiziksel aktiviteye karşı isteksizliği artırıyor. Küresel ısınma arttıkça da bu durum insanların hareket kapasitesini daha fazla etkilemeye başlayacak. Yeni bir araştırmada 2000 ile 2022 yılları arasında 156 ülkeden verileri analiz eden bilim insanları, yükselen sıcaklıkların 2050 yılına kadar fiziksel aktiviteyi küresel ölçekte nasıl etkileyebileceğini modelledi. Buna göre, ortalama sıcaklığın 27,8 derecenin üzerinde olduğu her bir fazladan ay, küresel ölçekte fiziksel hareketsizliği ortalama %1,5 puan artıracak. Bu artış düşük ve orta gelirli ülkelerde daha da yüksek olup %1,85 puana ulaşıyor.
İran savaşının çevresel sonuçları giderek daha görünür hâle geliyor. Çatışma ve Çevre Gözlemevi, Conflict and Environment Observatory yani CEOBS tarafından yürütülen izleme çalışmalarında, savaşın ilk 10 gününde çevresel risk taşıyan 300’ün üzerinde olay tespit edildi ve bunların 232’si değerlendirmeye alındı. Petrol depoları, rafineriler, limanlar gibi sanayi altyapılarına ve askeri hedeflere yönelik saldırılar; hava, su ve toprak üzerinde uzun vadeli etkiler yaratabilecek çok sayıda kirleticinin ortaya çıkmasına neden oluyor. CEOBS araştırmacılarından çevre bilimci Dr. Eoghan Darbyshire’a göre savaşın en kalıcı çevresel sonuçlarından biri toprağın, yüzey sularının ve sığ yeraltı sularının kirlenmesi olacak. Yangınlar ve patlamalar sonucu ortaya çıkan is, petrol ürünleri ve diğer yanma kalıntıları, geniş kentsel ve tarımsal alanlara yayılıp uzun süre çevrede kalabiliyor. Darbyshire, askeri tesislere yönelik saldırılarda ortaya çıkabilecek ağır metaller ve ‘‘sonsuz kimyasallar’’ olarak bilinen PFAS gibi maddelerin hem halk sağlığı hem de ekosistemler açısından uzun vadeli riskler yaratabileceğine dikkat çekiyor.
Küresel sıcaklıklar yükselmeye devam ederken ve aşırı hava olayları 2025 yılında dünya çapında yıkıma yol açarken, ABD’deki büyük yayın ağlarında iklim krizine ilişkin haberler üst üste üçüncü yıl azaldı. Medya gözlem kuruluşu, ABD kurumsal yayın ağları bazı kanalların sabah, akşam ve hafta sonu programlarının transkript analizine göre, bu ağlar 2025 yılında toplamda 201 bölüm halinde 8 saat 25 dakika iklim değişikliği yayını yaptı. Bu, bir önceki yıla göre %35’lik bir düşüşü ve ağların 2022’de topluca elde ettiği 23 saatlik haber süresine kıyasla önemli bir azalmayı temsil ediyor. Ocak 2025’te göreve gelen ABD Başkanı Donald Trump, kendisinin “aldatmaca” olarak nitelendirdiği küresel iklim değişikliği kriziyle mücadelede ülkenin rolünü değiştirdi. Küresel ölçekte, medyadaki iklim haberleri de 2025 yılında bir önceki yıla göre %14 oranında azaldı. Medya ve İklim Değişikliği Gözlemevi’ne (MeCCO) göre, geçen yılın kapsamı, iklim değişikliği veya küresel ısınmanın küresel düzeyde takip edildiği son 22 yıl içinde ancak 10. sırada yer alabildi.
Küresel ölçekte yenilenebilir enerji sektörünü temsil eden örgütlerin çatı kuruluşu Küresel Yenilenebilir Enerji İttifakı (Global Renewables Alliance), ABD ve İsrail’in İran’a saldırıları sonucu enerji piyasalarında yaşanan fiyat şoklarının hükümetlerin yenilenebilir enerjiye geçişi hızlandırması için bir hatırlatıcı anlamına geldiğini bildirdi. Küresel Yenilenebilir Enerji İttifakının “Yenilenebilir Enerji Eylem Planı” başlıklı açıklamasında, Orta Doğu’da yaşanan enerji krizinin, dünyanın fosil yakıtlara bağımlı enerji sisteminin kırılganlığını bir kez daha ortaya koyduğu belirtildi. Açıklamada, “Hükümetler, küresel ekonomiyi etkileyen petrol ve gaz fiyat şoklarını kritik bir dönüm noktası olarak ele almalı ve yenilenebilir enerjiye geçişi acilen hızlandırmalı” ifadeleri kullanıldı. Küresel enerji piyasalarını etkileyen 1970’lerdeki petrol şokları, 1990’lardaki Körfez Savaşı, 2022’de Rusya-Ukrayna savaşıyla yaşanan gaz krizi ve Orta Doğu’da yaşanan çatışmada aynı enerji krizlerinin tekrar ettiği vurgulanan açıklamada, “İthal edilen ve fiyatı oynak olan fosil yakıtlara bağımlılık, ekonomileri fiyat sıçramalarına, arz kesintilerine ve ekonomik ile siyasi istikrarsızlığa karşı son derece hassas hale getiriyor” ifadelerine yer verildi.
Balıkesir’in Edremit ilçesine bağlı Altınoluk Mahallesi, Kazdağları ve Madra Dağları’nda yürütülen madencilik faaliyetlerine karşı dev bir protestoya sahne oldu. Emek Partisi’nin (EMEP) çağrısıyla düzenlenen mitingde; çevre örgütleri, siyasi partiler, sendikalar ve çok sayıda yurttaş bir araya gelerek doğa talanına “dur” dedi. Altınoluk Kadın El Sanatları Sokağı’ndan Cumhuriyet Meydanı’na kadar süren yürüyüş boyunca, bölgedeki ekosistemi tehdit eden maden projelerine karşı sloganlar yükseldi.
Evrensel’den Özer Akdemir’in haberine göre, Manisa'nın Alaşehir ilçesinde, "Büyük Ova" koruma alanı içerisinde kalan ve yüzlerce dönüm dünyaca ünlü üzüm bağını kapsayan dev jeotermal enerji santrali (JES) projesine karşı verilen hukuk mücadelesinde kritik bir gelişme yaşandı. Manisa 2. İdare Mahkemesi'nin çevresel etkileri yetersiz bulup oy birliğiyle verdiği iptal kararı, Danıştay 4. Dairesi tarafından bozuldu. Danıştay'ın oy çokluğuyla aldığı bu karar, bölgede 6 santral ve 91 kuyudan oluşan dev projenin önündeki engelleri kaldırarak tarım arazilerinin enerji yatırımlarına açılmasının yolunu açtı.


